Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Zeynep Öztürk, yazdı: GLP-1 İğneleriyle Zayıflamak: Mucize mi, Risk mi?

Son zamanlarda hemen her yerde aynı cümleleri duyuyoruz: “İştahım azaldı, kilo veriyorum, çok mutluyum.” GLP-1 temelli ilaçlar, özellikle obezite tedavisinde son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri. İştahı azaltıyor, tokluk..

Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni Zeynep Öztürk, yazdı: GLP-1 İğneleriyle Zayıflamak: Mucize mi, Risk mi?
Yayınlanma: Güncelleme:

Son zamanlarda hemen her yerde aynı cümleleri duyuyoruz: “İştahım azaldı, kilo veriyorum, çok mutluyum.”

GLP-1 temelli ilaçlar, özellikle obezite tedavisinde son yılların en dikkat çekici gelişmelerinden biri. İştahı azaltıyor, tokluk hissini artırıyor ve uygun hastalarda belirgin kilo kaybı sağlayabiliyor.

Peki bu tablo gerçekten göründüğü kadar kusursuz mu?

Asıl sorulması gereken soru belki de şu: Tartıdaki kaybın tamamı gerçekten yağdan mı oluşuyor?

Kilo kaybı yalnızca yağ kaybı değildir

Kilo kaybı söz konusu olduğunda çoğu zaman tartıdaki rakama odaklanıyoruz. Oysa vücut ağırlığındaki azalma; yağ dokusunun yanı sıra yağsız kütledeki değişimleri de içerebilir.

GLP-1 temelli ilaçlarla gerçekleştirilen çalışmalarda yağsız kütle kaybının toplam kilo kaybının yaklaşık yüzde 25–30’unu oluşturabildiği bildiriliyor. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Yağsız kütlenin tamamı kas dokusundan oluşmaz. Su, organlar ve diğer yağsız dokular da bu ölçümün içerisindedir.

Yine de özellikle hızlı ve yüksek miktarda kilo kaybı yaşayan bireylerde kas kütlesinin korunması göz ardı edilmemesi gereken bir konu.

Çünkü hedef yalnızca “daha az kilo” değil; daha sağlıklı bir vücut kompozisyonu ve korunmuş fiziksel işlev olmalıdır.

Bu nedenle GLP-1 tedavisi sırasında yeterli ve kaliteli beslenmenin, özellikle yeterli protein alımının ve direnç egzersizinin önemi daha da artıyor.

Peki ilaç bırakıldığında ne oluyor?

GLP-1 tedavileriyle ilgili en çok konuşulması gereken konulardan biri de burada ortaya çıkıyor.

STEP 1 çalışmasının uzatma döneminde, semaglutid tedavisi bırakıldıktan bir yıl sonra katılımcıların daha önce verdikleri kilonun yaklaşık üçte ikisini yeniden aldığı görüldü. Aynı dönemde kilo kaybıyla birlikte elde edilen bazı kardiyometabolik iyileşmelerin de başlangıç değerlerine doğru geri döndüğü gözlendi.

2025 yılında yayımlanan bir BMC Medicine meta-analizi de benzer şekilde, kilo geri alımının ilaçların bırakılmasından sonraki ilk haftalarda başlayabildiğini; özellikle sekizinci haftadan itibaren belirginleştiğini gösterdi.

Bu durum bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:

Obezite kısa süreli bir problem değildir ve tedavisi de yalnızca birkaç ay süren bir “kilo verme programı” olarak düşünülmemelidir.

Nitekim Amerikan Diyabet Derneği’nin 2026 standartlarında da obezite ilaçlarının, uygun hastalarda yaşam tarzı müdahaleleriyle birlikte kapsamlı bir tedavi planının parçası olarak değerlendirilmesi ve kilo kaybı sağlandıktan sonra tedavinin sürdürülmesinin gerekebileceği belirtiliyor.

Peki ya yan etkiler?

GLP-1 temelli ilaçlar etkili tedavilerdir; ancak etkili olmaları risksiz oldukları anlamına gelmez.

Bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve diğer gastrointestinal yakınmalar tedavi sırasında görülebilir. Bunun yanında safra kesesi hastalıkları ve pankreatit gibi daha ciddi ancak daha seyrek görülen komplikasyonlar da klinik değerlendirmede göz önünde bulundurulmalıdır.

Bir başka önemli konu ise yetersiz beslenme riskidir.

İştahın belirgin şekilde azalması bazı kişilerde yalnızca “daha az yemek” anlamına gelmez. Günlük enerji ve protein alımının gereğinden fazla düşmesine, dolayısıyla yeterli vitamin ve mineral alımının da zorlaşmasına neden olabilir.

Bu nedenle GLP-1 tedavisinde hedef, mümkün olduğunca az yemek değil; azalan iştaha rağmen vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri yeterli ve dengeli biçimde karşılayabilmektir.

Peki ne yapmalı?

GLP-1 ilaçları ne bir “mucize” olarak görülmeli ne de yalnızca riskleri üzerinden değerlendirilmelidir.

Bunlar, doğru hastada ve uygun tıbbi değerlendirme sonrasında önemli faydalar sağlayabilen tedavilerdir. Ancak tedavinin başarısı yalnızca tartıdaki rakamla ölçülmemelidir.

Tedavi sürecinde;

• yeterli protein ve enerji alımının korunması,
• kas kütlesi ve fiziksel işlevin takip edilmesi,
• direnç egzersizinin programa dahil edilmesi,
• vitamin ve mineral yeterliliğinin değerlendirilmesi,
• gastrointestinal yan etkilerin yönetilmesi ve
• tedavi sonrasındaki dönemin de planlanması
önem taşır.

Dolayısıyla asıl soru “Bu iğneyle kaç kilo veririm?” olmamalı.

“Verdiğim kilonun ne kadarı yağdan oluşuyor, kasımı ve sağlığımı ne kadar koruyabiliyorum ve bu sonucu uzun vadede nasıl sürdürebilirim?” sorusunu sormalıyız.

Çünkü zayıflamak ile sağlıklı bir vücut kompozisyonuna ulaşmak aynı şey değildir.

Unutmayalım:

Sihirli bir iğne yok.

GLP-1 ilaçları obezite tedavisinde önemli bir bilimsel gelişme olabilir. Ancak hiçbir ilaç, tek başına sürdürülebilir beslenmenin, fiziksel aktivitenin ve uzun vadeli sağlık planının yerini tutmaz.

Çünkü başarı yalnızca kilo vermek değil; verilen kiloyu sağlığı koruyarak yönetebilmektir.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.