Ege Savaş, yazdı: Gençlik Denizlerinde

O zamanın İzmir Hatay Caddesinde elinde filesiyle bir çınar ağacının gövdesini anımsatan iri yarı bir adam kaldırımları arşınlardı. Yaşı yetmişi aşkın olmasına rağmen dimdik, saçları tarağa isyan edercesine darmadağın –tıpkı..

Ege Savaş, yazdı: Gençlik Denizlerinde
Yayınlanma: Güncelleme:

O zamanın İzmir Hatay Caddesinde elinde filesiyle bir çınar ağacının gövdesini anımsatan iri yarı bir adam kaldırımları arşınlardı. Yaşı yetmişi aşkın olmasına rağmen dimdik, saçları tarağa isyan edercesine darmadağın –tıpkı yaşamı gibi- amma yüreğinden taşan sevgisi adeta yüzünde yer etmiş ve tıpkı engin denizlerin dalgaları gibi gürül gürül etrafta oynayan çocuklara şöyle bir bakar ardından da deyim yerindeyse gürlerdi “Merhaba çocuklar!” diye… O ihtiyar delikanlı günün birinde dünya değiştirdi ancak ondan geriye hoş bir sadâ kaldı…

“Burnuma çiçek kokuları geliyor. Açın, açın penceleri. Son defa görmek istiyorum güneşi. Son defa kucaklamak istiyorum insanları… Merhaba dünya! Merhaba çocuklar!…”

Pencere kenarındaki yatağında ölüm döşeğindeydi ihtiyar adam, ömrü boyunca yüreğinden hiç eksiltmediği sevgisiyle son bir kez baktı yakınlarına ve dudaklarının ardından dökülen son “merhaba” nın ardından hayata gözlerini yumdu…

AKDENİZ’İN EBEDİ GENCİ
1925 yılında Resimli Hafta Dergisi’nde yazdığı yazı yüzünden başı belaya girer Cevat Şakir’in. “Hapishanede idama Mahkum olanlar Bile Bile Asılmaya Nasıl Giderler” başlıklı bir yazıdır, Ankara İstiklal Mahkemesi tarafından üç yıl kalebentlik cezası alır, sürgün yeri Bodrum’dur… İşte Anka kuşu misali küllerinden doğduğu ve Cevat Şakir’in Halikarnas Balıkçısı’na dönüşmesinin tohumları bu şekilde Bodrum’da atılır. Bodrum adeta onun yeniden doğmasına vesile olur. Mahlasını Halikarnas Balıkçısı koyar ve Bodrum’un gelişmesi, güzelleşmesi ve bu yeryüzündeki cenneti tüm dünyanın tanıması için kolları sıvar. Bahçıvanlık, gazetecilik, yazarlık, öğretmenlik, balıkçılık, ressamlık, tercümanlık vesaire benzeri birçok iş yapar. Yıllar sonra çocuklarının eğitim hayatları nedeniyle İzmir’e yerleştiğinde bile yüreğinde hep Bodrum özlemiyle yaşar. Yaşattığı bu sevgi onu dinç ve her daim genç tutar, dünyaya bakışında hiçbir zaman umutsuzluğa, karamsarlığa yer vermez. Optimistliğin daimi neferidir. İmkan buldukça Bodrum’a gider, evladı gibi sevdiği –kendi elleriyle diktiği her bir bitkiyi- ziyaret eder, okşar ve karşılık beklemeksizin sever… Bodrum’a ilk gidişi gelir gözlerinin önüne, otuz beş yaşında gencecik bir adamdır o zamanlar;” kutu gibi beyaz badanalı evin sokağına girer. Avlunun tabanı kayrak taşlarıyla döşelidir. Sokak kapısını kapatır. Etrafına bakınır. Sokak kapısının tam karşısında, bir kapı daha vardır. Kapıyı açar. Denizi görür. Çocukluğundan beri ilk defa hıçkıra hıçkıra ağlar ve diz üstü düşer.”

İşte yıllarca Gençlik Denizleri’nde yelken almış Cevat Şakir’in yeniden doğma öyküsü böyle başlar. Akdeniz’in, Ege’nin sularındaki engin mavi, dinmek bilmeyen deniz sevdası, pırıl pırıl insan sevgisi ve ruhuna nakış gibi işlemiş özgürlük duygusu yaşlandırmaz Balıkçı’yı aksine Benjamin Button’ın öyküsünü bizlere anımsatırcasına yıllandıkça gençleştirir. Bodrum’a karşılıksız sevdalandığından bu yana her bir damarından yaşam pınarları fışkırır ve Akdeniz’in Ebedi Genci’dir O….

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.