Bodrum Otelciler Derneği (BODER), Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı kapsamında destinasyonların en önemli paydaşlarından olan otelciler derneklerine gereken değerin verilmesi çağrısında bulundu. Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı; suyun ve enerjinin verimli kullanılmasından..

Bodrum Otelciler Derneği (BODER), Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı kapsamında destinasyonların en önemli paydaşlarından olan otelciler derneklerine gereken değerin verilmesi çağrısında bulundu.
Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı; suyun ve enerjinin verimli kullanılmasından atıkların azaltılmasına, endemik bitkilerin korunmasından doğal yaşamın ve hayvanların gözetilmesine kadar çok önemli kriterler içeriyor. BODER olarak bu kriterleri destekliyor, turizmin geleceği açısından gerekli ve değerli buluyoruz.
Ancak sürdürülebilirlik yalnızca suyu, toprağı, bitkiyi ve hayvanı korumak değildir. Sürdürülebilirlik; turizmin yükünü taşıyan işletmeleri, çalışanları ve onların örgütlü sesi olan otelciler derneklerini de korumak, güçlendirmek ve karar süreçlerine katmaktır.
Sürdürülebilir Turizm Programı’nın A10 – Destinasyonun Katılımı maddesi, işletmelerin bulundukları destinasyondaki sürdürülebilir turizm planlaması ve yönetimiyle ilgilenmesini öngörüyor. Maddenin (b) bendinde ise yerel halk, bölge halkı, sivil toplum kuruluşları ve diğer paydaşlarla birlikte hareket edilmesine işaret ediliyor.
Buna rağmen yaptığımız görüşmelerde, kriterleri denetleyen bazı kuruluşların otellere, “Otelciler derneğine üye olmanız gerekmiyor, ticaret odasına kayıtlı olmanız yeterlidir” şeklinde danışmanlık verdiğini tespit ettik.
Açıkça ifade etmek isteriz ki ticaret odasına kayıtlı olmak ile otelciler derneği çatısı altında destinasyon için sorumluluk almak aynı şey değildir.
Ticaret odası kaydı, işletmenin ticari faaliyetinden kaynaklanan yasal bir zorunluluktur. Otelciler derneği üyeliği ise sektörün ortak sorunlarına sahip çıkmak, çözüm üretmek, destinasyonun geleceği için sorumluluk almak ve dayanışma içinde hareket etmektir.
Biz otelciler dernekleri olarak yalnızca iyi günlerde değiliz.
Deprem felaketlerinde yaralarımızı birlikte sarmak için imkânlarımızı seferber ettik, depremden etkilenen vatandaşlarımıza destek olduk. Yangın çıktığında yalnızca uzaktan izleyen değil, sahaya inen; ihtiyaçları karşılayan ve kamu kurumlarımızla omuz omuza mücadele eden yine biz olduk. Su sıkıntısı yaşandığında çözüm masasına oturduk, bir destinasyonun itibarı zedelendiğinde onun sesi olduk. Otelcinin hakkı söz konusu olduğunda kamu kurumlarının kapısını çaldık; turizm krize girdiğinde çalışanlarımız, işletmelerimiz, kentimiz ve ülkemiz için sorumluluk aldık. Bizler yalnızca sektörün iyi günlerini paylaşan değil, en zor günlerinde elini taşın altına koyan kuruluşlarız.
Şimdi kamuoyu adına şu soruyu soruyoruz:
Sürdürülebilir turizm kriterlerinde endemik bir bitkiye, doğadaki bir hayvana, suyun her damlasına ve toprağın korunmasına haklı olarak değer veriliyorsa, Türk turizmi için yıllardır mücadele eden otelciler dernekleri neden görmezden geliniyor?
Doğayı koruyan insanı, turizmi ayakta tutan kurumları ve destinasyonun örgütlü gücünü de korumak zorundadır. Otelciler derneklerinin güçsüz bırakıldığı bir yerde güçlü bir destinasyon yönetiminden söz edilemez.
BODER olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansına çağrımızdır:
Bakanlık ve TGA’dan beklediğimiz somut adımlar
• A10 kriterinin uygulama rehberini güncelleyin: Otelciler derneklerini, destinasyon yönetiminin ve paydaş katılımının açık ve tanımlı unsurlarından biri olarak rehberlerde belirtin.
• Ticaret odası kaydı ile sektör derneği üyeliğini birbirinden ayırın: Ticaret odasına kayıtlı olmanın, otelciler derneğine üyelik veya destinasyon çalışmalarına aktif katılım yerine geçmeyeceğini yazılı olarak açıklayın.
• Türkiye genelinde bağlayıcı bir uygulama genelgesi yayımlayın: TGA tarafından tüm denetim kuruluşlarına gönderilecek genelgeyle A10 kriterinin uygulanmasındaki farklı yorumları ortadan kaldırın.
• Konaklama işletmelerinin yerel otelciler dernekleriyle ilişkisini belgelendirin: Sertifika alan veya başvuran işletmelerden, faaliyet gösterdikleri bölgede faal bir otelciler derneği bulunması hâlinde üyelik ya da düzenli ve belgelenebilir katılım bilgisi talep edin.
• Üyeliği tek başına yeterli saymayın: İşletmelerin dernek toplantılarına, ortak projelere, eğitimlere, çevre çalışmalarına, kriz yönetimi faaliyetlerine ve destinasyonun tanıtım çalışmalarına aktif katılımını değerlendirme kapsamına alın.
• Denetim formlarına ölçülebilir göstergeler ekleyin: Toplantı katılımı, ortak proje sayısı, eğitimlere katılım, gönüllü katkı ve destinasyon çalışmalarında üstlenilen sorumluluk gibi göstergeler için standart bir puanlama sistemi oluşturun.
• Yerel paydaş katılımını denetim sürecine dahil edin: Denetimlerde yalnızca işletmenin sunduğu belgelerle yetinmeyin; ilgili otelciler derneklerinden ve diğer yerel paydaşlardan görüş alın.
• İtiraz ve bildirim mekanizması kurun: Otelciler derneklerinin, A10 kriterinin yanlış veya eksik uygulandığını bildirebileceği, başvuruların belirli süre içinde değerlendirileceği şeffaf bir sistem oluşturun.
• Destinasyon bazlı koordinasyon toplantıları düzenleyin: Bakanlık, TGA, denetim kuruluşları, yerel yönetimler ve otelciler derneklerinin katılımıyla düzenli toplantılar yaparak uygulamadaki sorunları ve çözüm önerilerini değerlendirin.
• Otelciler derneklerini politika ve mevzuat çalışmalarına dahil edin: Sürdürülebilir turizm kriterlerinin geliştirilmesi, güncellenmesi ve denetlenmesine ilişkin süreçlerde derneklerin görüşünü alın.
Bu adımların atılması, otelciler derneklerine ayrıcalık tanınması anlamına gelmeyecektir. Aksine, Türkiye Sürdürülebilir Turizm Programı’nın kendi hedefleriyle uyumlu, şeffaf, ölçülebilir ve destinasyonun gerçek paydaşlarını kapsayan bir uygulama modelinin kurulmasını sağlayacaktır.
Biz ayrıcalık istemiyoruz.
Biz, Türk turizmi için verdiğimiz emeğin görülmesini; sektörümüzün örgütlü temsilcilerinin sürdürülebilirlik sisteminin dışında bırakılmamasını istiyoruz.
Çünkü sürdürülebilir turizm, yalnızca tesislerin dosyalarındaki belgelerle kurulamaz. Gerçek sürdürülebilirlik; aynı kenti paylaşan otellerin, çalışanların, yerel halkın, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının aynı masa etrafında buluşmasıyla mümkündür.
Otelciler dernekleri yok sayılırken destinasyon katılımından; destinasyonun örgütlü temsilcileri güçsüz bırakılırken sürdürülebilir turizmden söz edemeyiz.
BODER olarak dün olduğu gibi bugün de Bodrum ve Türk turizmi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Ancak bu mücadelenin kurumlarımız tarafından görülmesini, desteklenmesini ve sürdürülebilir turizm sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmesini bekliyoruz.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.